Sıfatlar

Sıfatlar isimleri niteleyen sözcüklerdir.

1. A tall man : Uzun boylu bir adam.

Take the red pencil : Kırmızı kalemi al.

An interesting story : İlginç bir öykü.

2. Sıfatlar önünde isim olmaksızın öznenin durumunu da niteler.

I am tired : Yorgunum.

The baby is hungry : Bebek acıkmış. (Aç)

We are happy : Mutluyuz.

3. Özne bir sıfat/isim bileşkesi olabilir ve yine bir sıfatla nitelenebilir.

The old man is tired : Yaşlı adam yorgundur.

The new students are lazy : Yeni öğrenciler tembeldir.

Five students are sick : Beş öğrenci hastadır.

Sıfatların çoğul biçimi olmaz.

SIFATLI “HOW” SORULARI

Nitelenen ismin "ne kadar" (küçük, büyük, uzak, yakın vb.) olduğunu sormak için how sözcüğü kullanılır.

How big is your room? (Odanız ne kadar büyüktür?)

How old is this building? (Bu bina ne kadar eskidir?)

How old are you? (Kaç yaşındasınız?)

How tall are you? (Boyunuz ne kadardır?)

How tall is this building? (Bu bina ne kadar yüksekliktedir?)

How high is this mountain? (Bu dağ ne kadar yüksekliktedir?)

SIFATLARLA YAPILAN KARŞILAŞTIRMALAR

Sıfatlar üstünlük ve en üstünlük derecelerinde biçim değiştirirler.

A) ÜSTÜNLÜK DERECESİ

Tek heceli bütün sıfatlar, "daha" anlamına -er takısı alırlar.

tall - taller

straight - straighter

short - shorter

nice - nicer

big - bigger

cheap - cheaper

late - later

small - smaller

Bazı iki heceli sıfatlar da -er takısı alırlar, bunların çoğu y harfiyle biter,

easy - easier

pretty - prettier

early - earlier

thirsty - thirstier

hungry - hungrier

funny - funnier

Çoğu iki heceli ve daha çok heceli sıfatların önüne "daha" anlamına more eklenir

more beautiful - more intelligent - more expensive

Kuralsız sıfatlar: Aşağıdaki sıfatlar bu kurallara uymaz.

good - better

little - less

bad - worse

far - farther (mesafe olarak uzak)

much - more

far - further (fiziksel olmayan mesafe)

manymore

Cümle yapısı: ÖZNE + BE + SIFAT (ÜSTÜNLÜK) + THAN + KIYASLANAN

I am taler than you are.

Üstünlük gösteren cümlelerde eğer kıyaslanan öğe kullanılmışsa, THAN mutlaka kullanılır. Eğer yoksa, kullanılmaz.

Normal olarak kıyaslanan öğe eğer zamirse, bunun da ÖZNEL durumda olması gerekir ve ardından ona uygun BE fiili gelir.

I am taller than YOU ARE.

She is taller than I am

Ancak özellikle konuşulan İngilizce’de bu zamir NESNEL olarak kullanılır ve ardından BE fiili GELMEZ.

I am taller than her.

She is younger than me.

B) ENÜSTÜNLÜK DERECESİ

Enüstünlük derecesinde, -er (akışıyla üstünlük biçimini alan tüm sıfatlar, -est alırlar.

tall

taller

tallest

young

younger

youngest

More alarak üstünlük biçimi alan sıfatların tümü de önüne most alır.

more intelligent

most intelligent

more beautiful

most beautiful

Bir sıfat enüstünlük derecesinde kullanılıyorsa, önüne mutlaka the gelir.

She is the most beautiful girl in our class. (Sınıfımızın en güzel kızıdır.)

He is the tallest boy in our class. (Sınıfımızın en uzun boylu çocuğudur.)

Kuralsız sıfatlar:

good

better

best

bad

worse

worst

much

more

most

many

more

most

little

less

least

far

farther

farthest

far

further

furthest

This is the worst film I have seen. (Gördüğüm en kötü film.)

He is the best athlete in our school. (Okulumuzdaki en iyi sporcudur.)

We have the most money. (En çok para bizde.)

SIFAT OLUŞTURMA

A) Nesneli fiillerin üçüncü biçimi ile oluşturulan sıfatlar

Geçişli fiillerin (nesne alan fiiller) üçüncü biçimleri, önüne BE ya da bağlayıcı fiiller getirilerek sıfat yapılır.

Fiil: To surprise (şaşırtmak)

Yüklem sıfat: Be surprised (şaşırmak, şaşırmış durumda olmak vb.)

I am surprised: Şaşırdım/şaşırmış durumdayım.

I got surprised: Şaşırdım/hayret ettim.

You look surprised: Şaşırmış görünüyorsun.

You sound surprised: Şaşırmış gibisin. (Konuşmana bakılırsa...)

Fiil: To interest (ilgilendirmek)

Yüklem sıfat: Be interested (ilgilenmek, ilgili olmak)

I am interested in your past: Senin geçmişinle ilgiliyim/ilgi duyuyorum.

I got interested in tennis: Tenise ilgi duymaya başladım.

The students seem interested: Öğrenciler ilgilenmiş görünüyorlar.

B) Fiillerin sonuna -ing takısı getirilerek yapılan sıfatlar

Geçişli fiillerin üçüncü biçimiyle edilgen sıfatlar elde edilir, -ing takısı ile de etken sıfatlar oluşturulabilir.

Fiil: To surprise

Yüklem sıfat (edilgen) : Be surprised

Yüklem sıfat (etken) : Surprising (şaşırtıcı)

The news was surprising: Haber şaşırtıcıydı.

His presence at the meeting was surprising: Toplantıda bulunuşu şaşırtıcıydı.

Fiil: To interest

Yüklem sıfat (edilgen) : Be interested

Yüklem sıfat (etken) : Interesting (ilginç)

The book is interesting: Kitap ilginçtir.

He is an interesting person: O ilginç bir kimsedir.

SIFATLARIN KULLANILIŞI

Sıfatlar genellikle durum gösteren be fiili ile kullanıldıkları gibi, bağlayıcı fiiller adı verilen fiillerle de kullanılabilirler.

BAĞLAYICI FİİL + SIFATLAR

GET

Get bağlayıcı fiili bir sıfat ile kullanıldığı zaman hareket gösterir, yani sıfat ile anlatılan duruma geçiş hareketi belirtilir.

I am hungry: Açım. (Şu anki durumum)

I get hungry: Acıkırım. (Açlık hissetmeye başlarım.)

Roses are red: Güller kırmızıdır.

Roses get red in spring: Güller ilkbaharda kızarırlar.

I am angry: Kızgınım, öfkeliyim.

I get angry: Kızarım, öfkelenirim,

I am getting angry: Kızmaya başlıyorum...

BECOME

Türkçe karşılığı tıpkı be gibi "olmak" demektir, ama become söz konusu duruma geçiş gösterir. Ardından sıfat gelirse, hemen hemen get ile aynı anlama gelir, ama become'dan sonra isim de kullanılabilir (-ing'li kullanılmaz).

He became a doctor : Doktor oldu.

I vvill become an acton Aktör olacağım.

Sıfat ile kullanılınca:

He became ill: He got ill. (Hastalandı.)

He became happy: He got happy. (Mutlu oldu.)

GROW

Türkçe karşılığı çoğu zaman yoktur. Sıfatla anlatılan durumun giderek arttığını gösterir (-ing'li zamanlarda kullanılabilir).

I am growing impatient: Sabrım taşıyor. (Sabırsızlığım artıyor.)

The metal is growing hotter : Metal gittikçe ısınıyor.

Aşağıdaki fiiller (seem dışında) DUYU fiilleridir. Hareket fiilleri olmadıklarından, basit (geniş, geçmiş) zamanlarda kullanılır, -ing'li zamanlarda kullanılmaz.

LOOK

Görülen şeyler için kullanılır, görünüme göre varılan bir yargıyı belirtir.

Your dress looks beautiful: Elbisen çok güzel görünüyor.

The patients looked desperate: Hastalar çaresiz görünüyorlardı.

You look happy today: Bugün mutlu görünüyorsun.

SEEM

Yine görünüme dayanan bir yargı belirtir, ama look fiiline göre daha genel bir anlamı vardır ve varılan yargı biraz da konuşan kişinin yorumu gibidir.

This book seems interesting: Bu kitap ilginç görünüyor.

The students seem interested: Öğrenciler ilgilenmiş görünüyorlar.

The tveather seems berter today: Bugün hava daha iyi görünüyor (daha iyiymiş gibi).

FEEL

Ya insanın derisiyle, kaslarıyla ya da duygularıyla hissetmesi anlamına gelir. Cümle içinde feel sözcüğü Türkçe’ye çevrilmez. Bir şeyin ağır olduğu söyleniyorsa, feel sözcüğü o şeyi taşıyan, kaldıran kişi tarafından söylenir.

This suitcase feels heavy: Bu bavul ağır/gibi (ağır geliyor).

I feel happy today: Bugün (kendimi) mutlu hissediyorum.

The cool vvater felt good: Serin su iyi geldi/bana iyi geldi.

Türkiyenin en iyi escort tek yetkili ilan sitesi.

SOUND

İster ses, ister bir fikir olsun, işitilen şeyler için kullanılır. Kulaktan alınan bilgiye göre varılan yargıdır.

That film sounds interesting: O film ilginç gibi. (Anlattıklarına bakılırsa...)

Your idea sounds sensible: Fikrin mantıklı geliyor.

You sound unhappy: Mutsuz gibisin. (Konuşmalarına bakılırsa...)

TASTE

Tadılan şeyler için kullanılır. Bir şeyin tadına baktıktan sonra varılan yargıdır.

The cake tastes delicious: Pastanın tadı çok lezzetli.

The dessert tasted salty: Tatlının tadı tuzlu gibiydi.

The meal tasted strange: Yemeğin tadı bir tuhaftı.

SMELL

Bir şeyin kokusuna göre varılan yargıdır. Tıpkı taste ile olduğu gibi, özne koklanan-koku veren şeydir.

This perfume smells very good: Bu parfümün kokusu çok güzel.

The coffee smelled wonderful: Kahvenin kokusu enfesti.

The chicken smelled bad: Tavuk kötü kokuyordu.

1. Duyu fiillerinin “how” sözcüklü sorularda kullanılması

How does it sound?

How does it look?

How does it smell?

How does it taste?

How does it feel?

How does it seem?

2. Duyu fiillerinin isimlerle kullanılışı (DUYU FİİLİ + LİKE + İSİM):

Duyu fiilini like edatı izlerse ardından bir isim ya da bir zamir gelebilir, ama SIFAT GELMEZ.

You look like your brother: Kardeşine benziyorsun.

She looks like a queen: Kraliçe gibi/kraliçeye benziyor.

Your idea seems like a good öne: Fikrin iyiye benziyor. (One: zamir)

It seems like a good party: İyi bir partiye benziyor/parti gibi.

He sounds like his father: Tlpkı babası gibi. (Konuşmasına bakılırsa…)

That sounds like a good idea: İyi bir fikire benziyor. (Duyduğum kadarıyla...)

it smells like a cigar. Kokusu puro gibi/puroya benziyor.

The meal smells like rotten egg. Yemek çürük yumurta gibi kokuyor.

The soup tasted like warm vvater. Çorbanın tadı ılık su gibiydi.

This tomato tastes like an apple: Bu domatesin tadı elma gibi.

The water feels like ice: Su buz gibi.

This material feels like velvet: Bu kumaş kadife gibi.

3. WHAT + DUYU FİİLİ + LIKE (Soru yapısı):

What does it look like? (Neye benziyor?/Görünümüyle)

What does it sound like? (Sesi neye benziyor?)

What does it smell like? (Kokusu neye benziyor?)

What does it taste like? (Tadı neye benziyor?)

What does it feel like? (Neye benziiyor?/Doku ya da duygu olarak)

What does it seem like? (Neye benziyor?/Görünümüyle)

4. WHO + DUYU FİİLİ + LİKE (Soru yapısı):

Who does he look like? (Kime benziyor?/Görünümüyle)

Who does he sound like? (Kime benziyor?/Sesiyle, konuşmasıyla)

Etiketler:

 
Su Anda Burdasin  : Anasayfa | İngilizce Öğreniyorum | Sıfatlar